ğ, 2011 yılının ağustos ayında, Ankara sakinlerini biraz olsun hareketlendirmek adına, şehrin tekdüzeliğinden bıkmış ve bu konuda bir şeyler yapmak için harekete geçmeye karar vermiş üç kafadar tarafından başlatılmıştır. Amacı, düzenlediği aktivitelerle insanları bir araya getirmek, üretimin görsel, işitsel, her türlüsünü desteklemek ve üretileni paylaşmaktır. Çünkü ğ, paylaşmanın keyfine inanır.

Ankara'da, sanatsal üretim ile günlük hayatı birleştiren yapı, kendini bütünüyle yansıtacak bir iletim ve tüketim platformu bulmakta zorluk çekmiş, bunun yerine yaratılması daha kolay olan ve kısa vadede kazanç sağlayan, üretmektense üretileni tekrar ve taklit etmeyi tercih eden bir anlayışa mahkum olmuştur. Bu bozulma, yarattığı tembellikten ötürü, kişisellik taşıyan çalışmaların Ankara içinde sergilenmesini de baltalamış, kültürü üretimden uzaklaştırarak şekillendirmiştir. Bu sürecin işleyişinde değişiklik yaratmak isteyen kişiler ise, ya bu şehrin dışında kendilerine yer edinebilmiş ya da bu yabancılaşmanın içinde kaybolmanın eşiğine gelmiştir.

ğ bu noktada, kendilerini kişisel edinimleriyle ifade ve var eden, yurt içi ve yurt dışındaki sanatçıların Ankara’ya açılan kapısı olmak için çalışmalar yürütmektedir. Kendi eğlence anlayışını kişiselliğinden ödün vermeden yaratmaya çalışan, fakat sosyal paydanın eksikliğini hisseden herkesi aynı çatı altında birleştirme gayesi taşımaktadır.

/////////////////////////////////////////////////////////////////

ğ was formed in August 2011 by three kindred souls tired of the humdrum of the city and willing to do something about it, so as to pep up the placid denizens of the capital. Its aim is to congregate around art (be it visual, audial or otherwise). For ğ believes in the pleasure of sharing.

In Ankara, artistic creation and day to day life has found no ready interface. Instead, a stance based on easy, short-term profit which promotes repetition and imitation rather than creation has established itself. By the deep torpor it instills, this decay has checked the exhibition and transmission of works with the stamp of novelty, while widening the gap between culture and its creation. As for those keen on reversing this process, they have either had to relocate, or have found themselves on the brink of alienation.

ğ aspires to offer all ‘idiosyncratic’ artists far and wide ‘a passage to Ankara’. Uncompromised creativity with an urge to share is welcome.